Makaleler

Çocuklarda Utangaçlık ve Sosyal İçe Dönüklük

Çocuklarda Utangaçlık ve Sosyal İçe Dönüklük

Utangaçlık veya davranışsal ketlenme çocuğun yeni çevrelere veya yabancı insanlara karsı gösterdiği kaçınma davranışı olarak tanımlanan bir mizaç türüdür. Bebeklik döneminde 18.aya doğru ilk belirtileri ortaya çıkan ve erken çocukluk döneminde devam eden davranışsal ketlenme bireyin daha sonraki gelişim dönemlerinde de etkili olmaktadır. Özellikle ileriki gelişim dönemlerinde devam etmesinin sosyal kaygı bozukluklarına neden olduğu bilinmektedir.

(Kagan, Reznick, Cralke, Snidman ve Garcia Coll (1984) davranışsal ketlenmeyi, çocuğun yeni veya yabancı insanlarla, nesneler ve içeriklerle ya da zor durumlarla karşılaştığında davranış ve tepkilerde görülen kısıtlanma ve kaçınma eğilimdeki ilk davranışsal tepkiler olarak tanımlanmıştır. Kagan ve diğerlerinin (1987,1989,1990) yaptığı araştırmalarda erken çocukluk döneminde olan çocukların %15’nin davranışsal ketlenme mizacına sahip olduğu tespit edilmiştir.

Davranışsal ketlenme özelliklerine sahip olan bebekler veya küçük yaştaki çocuklar, yeni bir uyarana karşı olumsuz duygular, davranışlar ve motor tepkiler göstererek bu uyaranlara yaklaşmak istemezler veya kaçınma davranışı gösterirler. Yabancı kişilerle daha az göz teması kurma, daha az gülme ve konuşma, ağlama, endişelenme, anneye sarılma, oyunu bırakma, fiziksel aktivitelerden kaçınma gibi davranışlar gösterirler. Davranışsal ketlenme ile yapılan ilk araştırmalarda yapılandırılmış bir çevrede yeni yürümeye başlayan çocukların yabancı olaylarla ve yabancı insanlarla karşı karşıya kaldıklarında ki davranışları gözlenmiş ve çocukların o sırada gösterdiği oyun davranışına veya içinde bulunduğu duruma devam etmediği ve tanıdığı bir insana yöneldiği tespit edilmiştir. Karşı karşıya kaldığı durumdan ötürü bulunduğu ortama yönelik tepkisel davranışlar görülmüş ve nadiren yeni durumlara, yabancı nesnelere veya insanlara yöneldiği ortaya çıkmıştır.

Çocukların gelişimi sırasında yaşadıkları içe kapanıklıklar; sosyal olamama, çekingenlik ve sosyal içerikli utanma olarak sınıflandırılmıştır.

Sosyal olmayan çocuklar diğer çocuklarla ilişki kurmakta sorun yaşamayan çocuklar olmasına rağmen yalnız olmayı tercih ederler.

Çekingenlik, erken çocukluk döneminde yabancılara karşı ortaya çıkan ve gelişim içinde yabancılarla ilişkide devam eden bir durumdur. Erken başlangıçlı olması nedeniyle mizaç olarak kabul edilmektedir. Çocuğun tanıdığı kişilerle olan ilişkisinde ortaya çıkmamaktadır.

Sosyal içerikli utanmada ise çocuk tanıdığı kişilerle olan ve uzun süreli arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde bile anormal utangaçlık yaşamaktadır. Okulun ilk yıllarında ortaya çıkan utangaçlığın sonraki yıllarda sürmesi buna iyi bir örnektir.

Davranışsal Ketlenme, Sosyal İçe Dönüklük, Utangaçlık ve Sosyal İlgisizliği Etkileyen Başlıca Faktorler

Biyolojik Faktörler

Bazı araştırmacılar davranışsal ketlenme mizacı taşıyan ve taşımayan çocukların yeni davranışlara karsı gösterdiği tepkilerinin limbik sistemlerindeki sinirsel devrelerin kolayca uyarılabilmede ki farklılığından meydana geldiğini ileri sürmüştür. Özellikle ileri sürülen bu görüş beyinin amigdala bölgesindeki genetik olarak gelen korkuları içerdiğine odaklanmıştır. Amigdala bölgesindeki aktivite artışı sonucunda; beyindeki cevap sistemlerinin merkezdeki çekirdekle kapsamlı bağlantı aktivitelerin artmış olması beklenir. Bu aktivitelerden biri de kalp atış hızıdır. Bu modele yönelik, beyindeki cevap sistemlerinin karşılığı olarak davranışsal ketlenme mizacı taşıyan çocukların, bu mizaca sahip olmayan çocuklara göre yabancı ve yeni ortamlarda sürekli düşük kalp periyoduna denk gelen yüksek kalp atış hızı ve kalp periyodunda büyük düşüşler (kalp hızı değişkenliği) gösterdiğini ileri sürmüştür. Yapılan araştırmalarda yürüme döneminden 7,5 yasına kadar değerlendirilen sessiz ve hareketli görevlerdeki kalp periyodunun davranışsal ketlenme ile negatif düzeyde ilişkili olduğunu tespit etmiştir.

Davranışsal ketlenme mizaç özelliği gösteren çocuklar, bu mizaca sahip olmayan çocuklara göre stres durumlarında kalp periyodunda yüksek düşüşlerin olduğu bulunmuştur. Davranışsal ketlenme mizaç özelliğine sahip olan çocukların yeni ve yabancı bir durum karşısında stres altında olabilecek davranışları göstermesi biyolojik olarak kandaki kortizon seviyesinin artısı ile açıklanabilir. Bu konuda yapılan araştırmaların bazıları yüksek kortizon seviyesinin davranışsal ketlenme ile arasında pozitif ilişki tespit etmişken, bazı araştırmalar ise davranışsal ketlenme ile kortizon seviyesindeki ilişkinin tartışmalı olduğunu ileri sürmüştür.

Yine yapılan bir araştırmada iki yaşındaki çocuklarda evdeyken ölçülen kortizon seviyesinin içe yönelimli davranışlar ve kaygı ile ilişkili olduğu fakat okula başlarken artan kortizon seviyesinin sosyal olarak ketlenen veya kaygı davranışlarıyla ilişki değil, saldırgan, kızgın ve öfkeli davranışlarla ilişkili olduğunu tespit etmişlerdir. Gülnar (1994) bu sonucu; davranışsal ketlenme mizaç özelliği olan çocukların sosyal ve fiziksel aktivitelerden uzak durmaya eğilimli olduklarından dolayı meydana geldiğini ileri sürmüştür.

Bağlanma

Bağlanma ve davranışsal ketlenme arasında yapılan ilk çalışmalarda; daha çok davranışsal ketlemenin kaygı ile bağlanma arasındaki ilişkiden dolayı meydana geldiğini ileri sürülmüştür. Bağlanma kuramı ebeveyn-çocuk ilişkilerinin nasıl desteklenebileceğini veya çocuğun sonraki sosyal davranışlarını ve ilişkilerini zayıflatabilir olduğunu anlamak için bir çerçeve sağlar. Güvenli bağlanmada çocuk ailesinin dışında kalan sosyal dünyayı keşfetmek için güvenli temeli olan bir görevi yerine getirmek için bağlanma figürü kullanır. Bu bir anlamda çocukların güvenli bağlanma geliştirmesi sosyal girişimin gelişimi ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Diğer bir yandan ise güvensiz bağlanma sosyal içe dönüklük ile ilişkili olabilir. Fakat bağlanma ile sosyal girişim ve sosyal içe donukluk arasında doğrudan bir ilişkinin olduğunu destekleyen bir araştırma bulunamamıştır.

Anne ve Baba Tutumları

Davranışsal ketlenme, utangaçlık ve sosyal içe dönüklüğü bağlanma ile birlikte etkileyen faktörlerden birisi de ebeveyn tutumlarıdır. Bağlanmanın kendi içinde ebeveyn tutumlarını etkileyen bir yapısı vardır. Ericson ve diğerlerinin (1985) yaptığı araştırmaya göre güvensiz kaygılı bağlanan çocukların anneleri, güvenli bağlanan çocukların annelerine göre aşırı kontrolcü, yönlendirici tutum sergilediklerini tespit etmişlerdir. Aynı zamanda ebeveynlerin gösterdiği tutumlar, aşırı korumacı ve aşırı kontrolcü olmaları davranışsal ketlenme, sosyal içe dönüklük ve suskun davranışla ilişkili olabilmektedir ve ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. Çocuk yetiştirme tutumlarında uygun olmayan sıcaklık/hassasiyet ve/veya müdahaleci kontrol gösteren ebeveynler kalıcı olarak davranışsal ketlenmeyi yordarlar ve kaygı bozuklukları ile yüksek düzeyde davranışsal ketlenme arasında aracı bir yol üstlenirler.

Ayrıca çocukların erken dönemdeki utangaçlığın ailelerinin çocuklarının bağımsızlığını kazanmadaki yetersiz teşvikle ilişkili olduğu bulunmuştur. (Rubin, Nelson, Hastings, & Asendorph, 1999). Müdahaleci ebeveyn tutumlarının sonraki çocukluk döneminde yüksek düzeyde ki sosyal içe dönüklüğe neden olduğu ileri sürülmüştür.

FACEBOOK

GOOGLE+