Makaleler

Çocukluk Çağı Uyku Sorunları

Çocukluk Çağı Uyku Sorunları

Çocukluk çağı davranışsal insomniyası ( uyku başlangıcı ile ilgili ) erken çocukluk dönemde en yaygın görülen davranışsal uyku bozukluğudur.

Uyku başlangıcı ile ilgili tip;

Uyku-başlangıç ilişkisi tip uyku bozukluğu yatma zamanı ebeveyn tarafından çocuğa sunulan koşul yada nesnelerin bir arada olması ile ilgilidir. Yatma zamanı geldiğinde ebeveyn çocuğu uyuması için emzirir, besler ya da sallar. Uyması için bir emzik verebilir. Çocuk gece uyandığında yeniden uykuya dalabilmek için alıştığı koşul yada nesneye gereksinim duyar. Gereksinimleri karşılanmadığında ise uykuya dalma güçlüğü yaşar. Bu tip uyku bozukluğunda gece uyanmaları sıktır. Bu çocuklar gece uyandıklarında yardım olmaksızın tekrar uykuya dalamadıkları için " kendi kendini sakinleştiremeyenler" olarak ta adlandırılırlar. Çocukluk çağı uyku bozuklukları arasında en yaygın görülen tiptir ve 3 yaş altındaki çocukların %15-20'sini etkiler. Yaşla birlikte azalma eğilimindedir.

Erken çocukluk dönemindeki gece uyanmaları hem içsel hem de dışsal faktörlerin etkisi altındadır.

İçsel faktörler: Gastroözefageal reflü, alerjiler, atopik dermatit, astım, süt intoleransı, kronik gastrointestinal bozukluklar, nöbetler ve ağrı gibi tıbbi durumlar; gün içindeki zamanlama değişiklikleri ya da tatiller; yaygın gelişimsel bozukluk, gelişim geriliği ya da zor bir mizaç uyanmaların sıklığını ve çocuğun kendini sakinleştirme becerisini kazanmasını etkileyebilir.

Dışsal faktörler: Uyku için çocuğun ebeveyn tarafından beslenmesi, uykuya dalmak için bir ebeveynin çocuğun yanında yatması veya ebeveynin istemli olarak çocukla birlikte uyuması çocuğun ebeveynden bağımsız olarak uykuya dalma becerisi kazanmasını zorlaştırır. Ayrıca anne çocuk arasındaki güvensiz bağlanma, ebeveynde ki anksiyete ve annedeki depresyon küçük çocuklarda uzamış gece uyanmaların etkileyebilir.

Sınır Koyma Tipi Uyku Bozukluğu

Ebeveynlerin yatma zamanında çocuğa sınır koymaması veya çocukların isteklerine karşılık vermeleri sonucunda çocuğun yatma zamanını geciktirmesi ve yatağa gitmemek için direnme ile karakterize olan uyku bozukluğudur. Son bir masal dinleme, son bir kez su içme, son bir ez tuvalete gitme gibi, son bir kez sarılma benzeri gibi ebeveynlerden karşılık bulan istekler vardır. Çocuğun daha çok bağımsızlık kazandığı ve daha fazla korku yaşadığı dönemde ortaya çıkar. Erken çocukluk döneminde yaşla birlikte artma eğilimindedir.

Sınır koyma tipi uyku bozukluğunda görülen olumsuz yatma zamanı davranışları hem içsel hem de dışsal faktörlerin etkisi altındadır.

İçsel faktörler: Erken oyun çağı yıllarında imgelemin gelişimi ile korkuların artması, otonomi ve bağımsızlık becerilerinin gelişimi yatma zamanına direnme ile ilişkilidir. Bunların dışında tıbbi durumlar ve ilaç kullanımı, diğer uyku bozuklukları gibi altta yatan başka bir bozukluğun bulunması yatma zamanı davranışlarını etkileyebilir.

Dışsal faktörler: Uyku zamanı konusunda çocuğun normal sirkadyen ritmi ile ebeveyn beklentisi arasında ki uyumsuzluk, aşırı verici ebeveynlik yada ebeveynlerin disiplin konusunda ki tutarsızlığı bu tip davranışlara katkıda bulunan dışsal faktörler arasındadır.

Diğer uyku bozuklukları

Obstrüktif uyku apne sendromu, huzursuz bacak sendromu ve periyodik eksterimite hareket bozuklukları gibi uyku bozuklukları da uyku başlangıcını geciktirebilir.ya da gece uyanmalarını tetikleyebilir. Obstrüktif uyku apne sendromu 2-6 yaş arasında pik yapan ve çocukların %2'sinde görülen bir solunumsal uyku bozukluğudur.

Uyku terörü gece uyanmaları ile ilişkili diğer bir uyku bozukluğudur. Gece terörü olarak da bilinir. Erken çocukluk döneminde yaygınlığı yaklaşık olarak %1-3 'tür. Genellikle gecenin ilk üçte birlik diliminde ortaya çıkar ve 30 saniye ile 3 dakika arasında sonlanır. Ağlama yada çığlık atma ile başlar. Çocuk yatağında panik halde oturur. Terleme, kızarma, taşikardi ve hızlı solunum gibi aşırı korku ile ilişkili otonom sistem belirtileri eşlik eder. Yataktan kalkma, odadan kaçma veya çevreye saldırma gibi kompleks davranışsal belirtilerde görülebilir. Bakım verenin çocuğu sakinleştirememesi tipiktir. Uyandırma ve sakinleştirme girişimleri süreci uzatabilir veya şiddetlendirebilir. Sonrasında çocuk uyanmadan sessiz uykuya geri döner, ertesi gün uyandığında ise olayı ya kısmen hatırlar ya da tamamen unutmuştur.

Uyku Bozukluklarının aile ve çocuk üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bu etkiler şu şekilde özetlenebilir.

Çocuk üzerine etkileri: Sık gece uyanmaları, yatma zamanı direnci ve uyku süresinde azalma gibi uyku sorunları ile dışa dönük sorunlar ve içe dönük sorunlar arasında anlamlı bir ilişki vardır. Ayrıca erken çocukluk dönemindeki uyku bozuklukları sonradan gelişebilecek psikososyal bozukluklar için bir risk faktörüdür.

Aile üzerine etkileri: Erken çocukluk dönemi uyku sorunları ile annede ki depresyon, ebeveynde ki yorgunluk, aile hayatında genel bozulma, annenin ruhsal ve bedensel sağlığında kötüleşme ve ebeveyn iyilik hissinde azalma arasında anlamlı bir ilişki vardır.

Erken çocukluk dönemi uyku bozuklukları tedavi edilmez ise süreğenleşme eğilimi gösterir. Bu nedenle etkili bir tedavi hem çocuk hem de ebeveyn sağlığı açısından çok önemlidir.

Gülşen YILDIRIM
Uzman Pedagog, Oyun Terapisti

FACEBOOK

GOOGLE+