Makaleler

Çocuklar Niçin İnatlaşırlar

Çocuklar Niçin İnatlaşırlar

İki yaş bağımsızlaşma ve bireyselleşme sürecinin başlangıcıdır. Konuşma becerisi gelişmeye başlasa da hala kendi isteklerini ve duygularını tam olarak ifade etmek için zamana ihtiyaçları vardır. Genelde kısa cümleler ile isteklerini ifade edebilen iki yaş çocuğu ebeveynleri tarafından yapılan uzun açıklamaları takip edemez çünkü hem dikkati kısa sürelidir hem de iletişim becerisi buna uygun değildir.

Muhakeme yeteneği yeni yeni gelişmeye başladığı için onu mantık yoluyla ikna etmek çok zor olabilir yetişkinlerin isteklerine karşı inatçılık gösterebilir olaylar karşısında olumsuz negatif tutum sergileyebilir, her öneriye karşı hatta onun istediği bir şeyi yapsanız bile bu tutumu sürdürebilir. Çocuğun gelişim evresinde görülen önemli bir özellik olan inatçılık iki buçuk yaş civarında başlayıp 3-6 yaş aralığında belirgin bir artış gösterir. Çocuğun kendi varlığının farkına varmasıyla birlikte yakın çevresindeki insanlara da kendi varlığını hissettirmesi paralellik gösterir. Çocuk adeta "ben de varım benim de isteklerim, fikrim, gücüm" var demektedir. Çevreden gelen kurallara, isteklere kimi zaman yoğun direnç gösterir. İnatçılığı pekiştiren nedenler arasında çocuğun varlığının kabullenilmemesi, dinlenmemesi cezalandırmalar, engellemeler çocukla birebir tartışmalar ve kardeş kıskançlıkları sayılabilir.

Yeni beceriler geliştikçe bebek yapabileceğini, başarabileceğini, kontrol edebileceğini keşfeder ki bu keşif annenin babanın hayatını hiç de kolaylaştırmaz. Artık onu göz önünde tutmakta kontrol etmekte hiç kolay olmaz. Küçük çocukların kendi planlarını uygulamaya geçirmek isterken anne babanın kural ve sınırlamalarıyla karşılaşması ile bitmek bilmeyen inatlaşmalar hayatın bir parçası olur.

Ebeveynlerin çocuklarını korumak için belirlediği kurallar ve sınırlar çocuğun merak ve keşfetme dürtüsü ile çatışır. Tabi ki küçük çocukların kuralların altında yatan nedenleri anlaması kolay değildir ve onlar sadece engellendiklerini hissederler ve bunun karşılığında da pes etmek yerine daha büyük bir kararlılıkla savaşırlar çoğu zaman inatlaşmaların sonunda anne ve baba çocuğun istediğini yapsa bile küçük çocuğu sakinleştirmek mümkün olmayabilir. Engellenmek büyük bir öfke nöbetini tetikleyebilir. Böyle durumlarda küçük çocuklar duygularını tam olarak kontrol edemedikleri için tepkilerini oldukça şiddetli gösterebilirler.

Küçük çocuklar için duygu ifadesi ve kontrolü farklıdır. Duygular oldukça şiddetli ve kontrolsüz olarak ortaya çıkar. Özellikle kızgınlık, kaygı ve hayal kırıklığı gibi duygularla baş etmek yetişkinler için bile zorken iki yaşındaki bir çocuğun bu duygular ile sakin bir şekilde başa çıkması mümkün değildir. Çocuklar öfke ve inatlaşma anında farklı tepkiler verebilirler; bu duygusunu göstermek için kimi başını duvarlara vururken kimi nefesini tutabilir. Kriz bir kez başladı mı çocuk kolay kolay bu duyguları kontrol altına alamaz bu nedenle de sakinleşmesi uzun zaman alabilir.

2-3 yaş dönemi çocuğun kendi iradesini isteklerini ve davranışlarını kontrol etme becerisine sahip olduğunu keşfettiği dönemdir. Bu bağımsızlık duygusu güç ve korkuyu beraberinde getirir. Çoğu kez inatlaşma ve öfke krizlerinin altında bu çatışma yatar. Bu çatışma hem çocuğun hem de ebeveynlerin hayatını oldukça zorlaştır. Öfke de korku karşısında verilebilecek ilk tepkilerden biridir. Bu durum çocuğun becerileri ( bilişsel, duygusal, fiziksel ) ve güven duygusu geliştikçe giderek daha az yaşanır.

Bu yaşta birçok beceri gelişse de hala öğrenecek çok şey vardır. Bu dönemde çocuklar başarısızlıkları karşısında çabuk umutsuzluğa kapılabilirler. Yeni gelişen becerileri ile denedikleri her şeyde başarılı olmak isterler. Bu yaşta hayal kırıklığı ile baş etmek oldukça zordur ama maalesef sık sık bu duyguyla karşı karşıya kalırlar.

Empati becerileri açısından değerlendirildiğinde, bebekler bu dönemde ben merkezci bir dünyada yaşarlar. Henüz empati becerisine sahip değildirler. Başkalarının ihtiyaçları olduğunu kabul etmezler daha doğrusu farkında değildirler ancak gelişen becerileri ile çocuk için işler değişmeye başlar, özellikle üç yaşında sosyal ilişkiler önem kazanır ve çocuk artık diğerlerinin varlığını, ihtiyaçlarını ve duygularını fark eder ama bu süreçte biraz sancılı geçer. Çünkü kendi davranışlarının başkaları üzerindeki etkilerini görmek sonuçlarını test etmek ve yeni davranış kalıplarını öğrenmek zaman alır tabi bu arada hayal kırıklıkları inatlaşmalar ve öfke nöbetleri kaçınılmazdır.

Bebeklikte duyguların düzenlenmesi ve duygu dışavurumunu belirleyen diğer bir önemli etmen de annenin duygusal düzeyidir. Anne de umutsuzluk ve depresyona bağlı duygulanım, bebeğin adaptasyon becerisinde zorlanmaya olumsuz duyguyu dışavurumuna ve artmış duygusal eşik düzeyine yol açmaktadır. Özellikle annedeki endişe düzeyi bebeğin mizacında ve adaptasyon becerilerinde olumsuz etkilidir. Depresif anneler daha az konuşup, daha az tepki verir. Daha düz duygulanımlı olup olumsuz duyguları daha fazla ifade eder. Bu durumda bebeğin bilgi işleme süreçleri ve davranışsal özdenetim geliştirme kapasitesini etkiler.

Gülşen YILDIRIM
Uzman Pedagog, Oyun Terapisti

FACEBOOK

GOOGLE+