Makaleler

Çocuklara Sınır Koyma

Çocuklara Sınır Koyma

Sınırlarını Bilen Çocuklar Yetiştirmek

Çocuklar için sınırları bilmek ihtiyaçtır. Sınırlar özgürlüğe engel değil, sağlıklı ve düzenli toplumsal yaşamın, kişisel hakların ve özgürlüklerin korunması için gerekliliktir. Çocuklara net mesajlar ve etkin davranışlar, sınırlarımızı öğretmenin en iyi yoludur. Diyelim ki, sinemaya gittiniz çocuğunuza soruyorsunuz: ”Ne istersin, kola, patlamış mısır, çikolata, …” Çocuk, önce “Kola” diyor. Sonra patlamış mısır, sonra çikolata istiyor, patlamış mısırın az veya çok olduğundan şikâyet ediyor. Bütün bunların yerine soru şu olduğu zaman cevap ve seçenek nettir: “Mısırını büyük mü, küçük mü istersin? Yetişkin için sınırlar, yasalar, ahlaki kurallar ve içinde yaşanılan toplumun kabul görmüş değerleri aşağı yukarı bellidir. Ama yaşam tecrübesi olmayan çocuk sınırlarının nerede bittiğini, neyi ne kadar yapabileceğini, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğrenmek ihtiyacındadır. Bunun için sadece söze değil, uygulamaya, tekrar tekrar denemeye ihtiyaç duyar. Aynı durumda birkaç kez aynı mesajı alıp aynı sınırı gördüğünde konu netleşir, o konudaki sınırını öğrenir. Çocuklar kuralları ve onaylanan davranışları bilerek doğmazlar. Bu da öğretme ve öğrenme süreciyle, zamanla kazanılır. Bizim işimiz öğretmektir. Görevimiz, kurallarımızı en açık ve net biçimde anlatmaktır. Çocuklar biz yetişkinlerden farklı olarak somut yollarla öğrenirler. Biz kurallarımızı iki temel yoldan öğretiriz, sözlerimiz ve davranışlarımızla. İkisi de bir ders verir ama somut olan davranışlarımızdır. Sözler değil, davranışlarımızı kuralları belirler. Sözlerimizle davranışlarımız uymadığında çocuklar, sözlerimizi duymazdan gelmeyi ve inançlarını deneyimlerine göre ayarlamayı öğrenirler. Sınır koymayı güçleştiren durumlarda da bütün çocuklar kurallarımızı ve beklentilerimizi belirlemek için sınırları zorlarlar. Bu normaldir ama tüm çocuklar aynı denemeleri yapmazlar. Çocuğun mizaç özelliklerinden kaynaklanan güçlükler araştırma yöntemlerini ve ebeveynlerinin sınırlarını zorlama derecesini etkiler. Bunun yanı sıra çocukla ebeveyn arasındaki olumsuz ilişki sınır koymayı güçleştirmektedir. Sınırlarımız, günümüzde birçok ebeveyn, çocuklarının yanlış davranışlarını durdurmak için yanlış sinyaller göndermektedir. Dur işaretinin gerçekten durmayı zorunlu kılmadığını, “hayır”ların aslında “evet” ya da “olabilir” anlamına geldiğini göremezler. Çoğu durumda sorun, sınırlar konusunda net olmayan iletişimden kaynaklanır.

Ebeveynlerin çocuklarıyla iletişim konusunda sorun yaşamalarının sebepleri çoğunlukla; isteklerini sık sık tekrarlama ve hatırlatan konuşmalar, nasihatler ve nutuk çekmeler, yanlış davranışı görmezden gelme, net olmayan mesaj verme, etkili bir model oluşturamama, pazarlık yapma, tartışma ve çekişme, rüşvetler ve özel ödüller verme, ebeveynler arasındaki tutarsızlık olmasıdır. Bunlar çocuğun iletişimde duyarsızlaşmasına sebep olabilecek davranışlardır.

İletişimi etkisiz hale getiren bu sözel ve davranışsal ifadelere örnekler şu şekilde olabilir; “Banyo zamanı geldi, tamam mı?” , “Hiç olmazsa bir kez biraz nazik olmayı deneyemez misin?”, “Bana bir iyilik yapıp, bir kez benimle işbirliği yapmaz mısın?” , “Telefonda olduğumu görmüyor musun?”, “Daha yumuşak bir sesle konuşsan, bebeği uyandıracaksın”, “Tavırlarını beğenmiyorum.”, “Artık bu kadar yeter!”. Çocukların dağınıklıklarını onların yerine toplamak. Çocuklar kendileri giyinebilecekken onları giydirmek. Vuran bir çocuğa nasıl bir duygu olduğunu anlaması için ona vurmak. Sizin keyfiniz yerindeyken, kabul edilemeyecek bir davranışı görmezden gelmek.

İster ebeveyn, ister öğretmen olun yetişkin olarak çevresinde değişiklikler yaparak çocuğunuzun davranışını değiştirebilirsiniz. Çocuğunuzun olumlu davranışını desteklemek için ortamı hazırlayarak ya da çevre düzenleyerek ona ”uygun” olarak tanımladığınız davranışı sergileme fırsatı vermiş olursunuz. Çevre düzenlemesi, olumsuz davranışı olumlu bir şekilde değiştirmenin etkili ve basit bir yoludur. Burada, çocuğunuzun davranışını etkileyen çevreyi fark ederek çocuğunuzu destekleme söz konusudur.

Çocuğunuzun sevdiğiniz ya da istediğiniz, uygun bir davranış yaptığında ve bunu tekrarlamasını istediğinizde çocuğunuzun bunu bilmesini sağlayın. Bunun için sözel övgüler kullanın. Sözel övgüler kullanmak, çocuğunuzun uygun bir şekilde davranmaya devam etmesini sağlayan en iyi yoldur. Bu aslında, uygun davranışın devam etmesi için çocuğunuzun çevresinde neyin olumlu olduğunun farkına varmasıdır. Buna örnek olabilecek cümleler; ”Bugün benimle çok güzel oynadın yada çalıştın.”, ”Oyuncağını paylaşman çok hoşuma gitti.”, ”Seninle oyun oynamak, seninle kitap okumak gerçekten çok eğlenceli.”, ” Oyuncaklarını, odanı temizlediğin için teşekkürler.”, ” Etrafı toplamamda, masayı hazırlamamda bana yardım ettin.”, ” Sessizce okuman, oyuncaklarınla oynaman çok hoş.”.

Çocuğunuz ilgi gösterdiği, sevdiği nesne oyuncak ve etkinliklerle çevresini (odasını, oyun alanı) düzenlemeniz, uygun olmayan davranışı önlemenin ve durdurmanın en etkili yollarından biridir. Çocuğun yakın çevresinde, çocuğa farklı etkinlikler, oyuncaklar ya da araç gereçler sağlayarak çevreyi zenginleştirebilirsiniz.

Bazen çocuk, çok kalabalık olmayan bir çevreye ihtiyaç duyar. Evde bunun en iyi örneği yatma zamanıdır. Bazen çocuğunuz uyumak üzereyken, çocuğun çevresinde aşırı uyaranlar ya da çocuğun rahatsız edici şeyler olabilir. Bu strese neden olabilir ve stres kendini olumsuz davranış olarak gösterebilir. Örneğin, gürültü gibi rahatsız edici etkenleri azaltarak çocuğunuzun daha uygun davranmasına yardımcı olabilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuza evde oyun alanları düzenlemek çocuğunuzun olumlu bir şekilde davranmasına yardımcı olur.

Çocuklar hareket alanlarını sınırlandıran bir çevrede uygun olmayan davranışlarda bulunabilir. Uygun olmayan davranışlar (fırlatmak, kaçmak, ağlamak veya bir dizi rahatsız edici davranış) çocukların bazen yardım bazen de sakinleşmek istedikleri anlamına gelebilir. Bu nedenle çocuğunuzun sizin yardımınız olmadan rahat hareket edebileceği ve etkinliklerde bulunabileceği şekilde çevreyi sadeleştirerek düzenlemeniz uygun olmayan davranışları önlemenize yardımcı olabilir.

Bazen evinizde çocuğunuzun özgürce oynayabileceği bir bölge ya da alan düzenlemek size yardımcı olur. Bu yer, çocuğunuzun gürültü yapabileceği, oyuncakları ile rahat oynayabileceği bir yer olabilir. Böyle özel bir oyun alanı sağlayarak, çocuğunuza özgürce davranabileceği bir yer oluşturmuş ve bazı etkinlik ya da hareketleri evin başka bölümlerinde yapmaması gerektiğini de göstermiş olursunuz.

Eğer çocuğunuz evde istemediğiniz bir davranışı yapmak üzereyken görürseniz, ona oynayabileceği, sevdiği, ilgi gösterdiği başka şeyler verin ya da etkinlikler sunun. Eğer çocuğunuza eğlenceli bir alternatif sunmadan, yapmak üzere olduğu olumsuz davranışı engellerseniz, ağlama ve kızgınlık tepkileri (öfke nöbeti) ile karşılaşabilirsiniz. Sakin bir şekilde seveceği ya da ilgileneceğini bildiğiniz bir alternatif sunarsanız, çocuk genellikle bunu kabul edecektir. Bir diğer yardımcı strateji ise, çocuğunuza iki farklı seçenek sunmaktır. Bu durumda çocuğun dikkati dağılır ve siz ona istediği, hoşuna gideceği seçenekler sunarak, istediğine sahip olmasını sağlayabilirsiniz.

Olası değişikliklere önceden çocuğunuzu hazırlayarak pek çok uygun olmayan davranışa engel olabilirsiniz. Örneğin, evde çocuğunuzu uykuya hazırlarken 5 dakika sonra ”uyku zamanı”; okula gitme zamanından birkaç dakika önce ”birazdan okula gitme zamanı” yemeğe çağırmadan biraz önce ” yemek zamanı” diyebilirsiniz. Eğer olaylar gerçekleşmeden önce çocuğunuzun olacakları bilmesini sağlarsanız, çocuğunuz değişikliklere daha kolay uyum sağlayacaktır.

Böylelikle, çocuğunuza hoşlandığı ve yoğunlaştığı bir etkinlikten ayrılma zamanının geldiğini önceden söylediğinizde, onun önündeki zaman içerisinde gerçekleşecek değişikliklerin farkına varmasına ve iş birliği yapmasına yardımcı olursunuz.

Demokratik yaklaşımda olan aile yapısında sınırlar net olarak belirlenmiştir. (Örneğin, çocuğun resim yapma hakkı vardır. Ama duvara değil, kâğıda!) Aşağılama, azarlama değil iyiye ve doğru olana yönlendirme vardır. Sınırlar içinde özgür hareket olanağı sağlanır. Çocuklara seçenek sunulurken sonuçlarından ders almaları sağlanır. Çocuklara verilen güç ve sorumluluk başarıyla taşıyabilecekleri kadardır. Karşılıklı saygı vardır. Çocuklar sorun çözmede rol alırlar. Kurallara ve otoriteye saygıyı öğrenirken kendilerine saygı ve güvenleri de artar. Sınırları daha az zorlarlar.

Çocuklar büyüdükçe ipler yavaş yavaş kontrollü olarak gevşetilmeli, biraz daha fazla sorumluluk verilmeli, emin oldukça bir ileri adım daha atılmalıdır. Çocuğun ve ergenin bazı tecrübeler yaşamasına izin verilmeli, tepki gösterilmemelidir. Kiminle nereye gideceğini, ne zaman geleceğini bilmek, söz verdiği saatte evde olması, gecikecekse bildirmesi önemlidir. Tepki göstermek gizliye ve yalana iter. Gizlinin ve yalanın olduğu yerde sonuçların ve denemelerin nereye kadar gideceği bilinemez. Onun için çocuğun davranışlarına tepki göstermek yerine mümkün olduğunca (kız-erkek ayrımı yapmadan) arkadaşlarını, mümkünse arkadaşlarının ailelerini tanımaya çalışmak önemlidir. Ergenin kişilik oluşturmasında arkadaş çevresi de çok büyük etkendir.

Gülşen Yıldırım
Uzm. Pedagog

FACEBOOK

GOOGLE+