Makaleler

Çocuk Çağında Görülen Kardeş Kıskançlığı

Çocuk Çağında Görülen Kardeş Kıskançlığı

Çocuk Çağında Görülen Kardeş Kıskançlığının Sebepleri Nelerdir?

Çocuklar anne ve babalarını herkesten ve her şeyden çok severler. Bu nedenle anne ve babalarının da kendilerini herkesten çok sevmelerini isterler. Çocuklardaki en büyük kıskançlık nedeni anne ve babalarının tek sevgili varlığı olma isteğinden kaynaklanır. Kıskançlık yaşamın her döneminde görülebilir ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Kıskançlık doğal, evrensel ve bazen de insanı oldukça mutsuz eden bir duygudur. Sevilen kişinin başkası ile paylaşılmasına katlanamama durumudur. Önemli olan çocuğun bu duyguyu ne boyutta yaşandığıdır. Özellikle küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma kimi zaman tüm ailenin yaşamını etkileyecek ve çocukta davranış sorunlarına neden olacak derecede yoğun olabilir. Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken, birdenbire dikkatin kardeşine yönelmesinden rahatsızlık duyabilir. Artık, anne babasının ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Bu durum çocukta, bebeğe karşı kıskançlık gibi görünen ama aslında anne babaya karşı olan kızgınlık, kırgınlık gibi duyguların gelişmesine yol olabilir. Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir başka etken de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı ne kadar az olursa kıskançlığın görülme sıklığı ve şiddeti o kadar artar. Ortalama 3 ile 8 yaş arasında daha yoğun yaşanır. Çünkü bu dönemde çocuklar mantık kavramıyla değil daha çok duygu yönlendirmeleriyle yaşamı analiz ederler. Yeni doğanın cinsiyete göre de kıskançlıklar yaşanabilir; Örn; çocuk kız ve doğan kardeş erkek ise, büyük çocuk ana-babanın kendi cinsiyetinden hoşnut olmadığını düşünebilir. Ailelerin cinsiyete ilişkin tercihi varsa ve bunu çocuğa yansıtıyorlarsa, cinsiyete göre kıskançlık yaşanması da kaçınılmaz hale gelebilir. Anne babanın çocukları birbirleriyle kıyaslaması da kardeşler arasındaki kıskançlığı körükler. Zekâ, beceri, fiziksel özellikler gibi alanlarda kıyaslama yapmamak ve her çocuğu kendi özellikleri ile değerlendirmek ve kabul etmek gereklidir.

Kardeş Kıskançlığı İle Baş Edebilmek İçin Anne Babaya Neler Önerilebilir?
  • Öncelikle anne babalar rahatlamaya çalışmalı. Çocuklar etraflarındaki yetişkinlerin davranışlarından etkilenirler. Anne babalar büyük çocuğun kardeşine nasıl tepki göstereceği konusunda endişe duyuyorlarsa çocukta gergin olacaktır.
  • Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği bir dilde; aileye yeni birinin geleceği, evdeki ortamın her zamankinden daha heyecanlı ve karışık olabileceği, örneğin eve sık sık misafirlerin gelip gideceği söylenebilir. Annenin bu dönemde hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin gereksinimleri olduğu ama her şeyin zamanla tekrar düzene gireceği anlatılabilir.
  • Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi (anneanne, babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz. Anne babanın çocuğa “kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen bir şey yok, sana olan sevgimizde bir azalma yok” mesajını sadece sözcüklerle değil davranışlarla da iletmelidirler. Yeni gelen kardeşle birlikte önceden gerçekleşen oyun parkına gitme, akşam yemeğinden sonra hikâye okuma gibi etkinlikler birden bire son bulmamalıdır. Bu sayede çocuk ilgi kaybına uğramadığını düşünür.
  • Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip, önemsememek yerine, onları kabul edip, tanımaya çalışmak gereklidir. Örneğin çocuk “Anne, hep bebekle ilgileniyorsun.” Dediğinde “Hiç de değil, daha biraz önce sana kitap okumadım mı?” demek yerine “Bebeğe bu kadar zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyor.” derseniz, onun da “Hayır, hiç hoşuma gitmiyor.” diyerek duygularını ifade etmesine fırsat verebilirsiniz.
  • Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçınmak ta önemlidir. Ancak çocuğunda bir zamanlar küçük bir bebek olduğu, aynı bakım ve özenin kendisine de gösterildiği çocuğa anlatılabilir. Çocuğun küçülmüş giysileri, bebeklik fotoğrafları gösterilerek, o bebekken yaşanan anılardan ve onun sevimli hallerinden bahsedilerek kendini daha iyi hissetmesi sağlanabilir.
  • Bebek için söylenen “Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni yoruyor oysa ben seni daha çok seviyorum” gibi bir cümle çocuk tarafından inandırıcı bulunmaz, tam tersine onu kandırmayı istediğinizi düşünebilir. Bu da çocuğun anne babalara olan güvenini zedeler.
  • Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek de durumu kötüleştirir. Örn: Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla yatmasına izin vermemelidir.
  • Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır. Çocuk kardeşinin canını yaktıysa aşırı tepki göstermemek, sinirlenmeden (yoksa sizi sinirlendirmek için bu davranışı tekrarlayabilir) uyarıda bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da almasa da iki kardeşi yalnız bırakmamak doğru olacaktır. (Beş yaşına gelene kadar çocuklar zarar verip vermediklerini kavrayamazlar.) .Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak yanlış olacaktır.
  • Bebekle ile ilgili işlerde çocuktan yardım istenebilir. Örneğin bebeğe isim seçme, oyuncak ya da giysi seçimi, bebek odasının düzenlenmesi gibi konularda büyük çocuğun katılımı sağlanabilir. Bu yaklaşım hem kardeş ilişkilerinin sağlıklı olmasında etkilidir hem de büyük kardeşin sevgi, şefkat, paylaşım, yardımseverlik, gibi duygularını geliştirir.
  • Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk hislerini paylaşması, çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde fayda sağlayabilir.
  • Eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir.
  • Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği, gezinti, piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.
  • Anne-baba çocukla mümkün olduğu her fırsatta birebir iletişime geçerse, birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa, çocuğa kardeşiyle ilgili ve evle ilgili küçük sorumluluklar verilirse çocuk kendini hala güvende ve hala sevilen, önem verilen bir kişi olarak hissedecektir.
Kardeşler Birbirleriyle Kavga Ettiklerinde Anne Babalar Nasıl Davranmalıdır?
  • Kardeşlerin birbirleriyle zaman zaman kavga ettiklerine hepimiz şahit oluruz. Kavgayı önleyemeyiz ama baş etmek ve daha aza indirmek bizim elimizdedir. “Kim başlattı” sözleriyle kavganın içine girip hakemlik yapmaktan kaçınmalı. Ana babalar çocukların tartışmalarına katıldıkları zaman çocukların her biri ana babasının diğerinin tarafını tuttuğunu düşünür. Bu da rekabetin yoğunlaşmasına yol açar. Büyük kardeş ana babanın koruyucu desteğini sağlayabilen küçük kardeşten nefret eder. Ana baba ne kadar yansız olmaya çalışsa da işe yaramaz. Bu nedenle kardeşler anlaşmazlıklarını kendileri çözmelidir.
  • Onlara kavgalarla baş etme sorumluluğu vermeli. Oradan ayrılın sizi kullanmasına izin vermeyin. Ancak durumun kötü gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin. Örn; birbirlerine fiziksel zarar verme gibi. Olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarda kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaktır.
  • Dikkatinizi hemen, sorun çıkaran çocuğa yönetmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenmek, kardeşi “mağdur, ezilen” olarak nitelendirmemek gerekir.
  • Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratmaya çalışılmalıdır.

Gülşen Yıldırım
Uzm. Pedagog

FACEBOOK

GOOGLE+