Makaleler

Boşanma ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Boşanma ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Boşanma, günümüz toplumlarında sıkça yaşanılan toplumsal bir olaydır. Çocuklu eşlerin evlilik birliğini sona erdirmeleri, ailede en fazla çocukları etkilemektedir. Yapılan araştırmalar, çocukların problemli bir aile ortamında yaşamayı anne-babalarının boşanmasına tercih ettiklerini göstermektedir. Eşlerin boşanması kaçınılmaz ise, çocuklarının bu durumdan en az zararla çıkmalarını sağlamak için ebeveynlerin bilinçli ve birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Boşanma öncesinde konu basit bir dille onlara anlatılmalı ve duruma alışmaları sağlanmalıdır. Ebeveynlerinin boşanmasından birçok çocuk kendini sorumlu hissetmektedir. Bundan başka korku, üzüntü, gerileme, okul başarısında düşme, ebeveynlerini barıştırma arzusu, yalnızlık, reddetme, uyku sorunları gibi birtakım olumsuz duygular da çocuklarda sıkça rastlanılan sorunlar arasındadır. Onların bu duygularıyla baş etmede her iki ebeveynin de desteğine ihtiyaçları vardır. Boşanma ile birlikte çocukların yaşayabileceği problemlerin üstesinden gelmek için ailelerin uygulaması gereken kurallar vardır. Bu kurallara uyulması halinde bile çocukların olumsuz etkilenmesi önlenemeyebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranılır ama çocuklar fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir.

Boşanmadan önce çocukla yapılacak konuşmada ve sonrasında uygulanması gerekenler:
  • Çocuklara boşanma sırasında söylenmesi gereken en önemli konulardan biri de ebeveynleri tarafından sevildikleridir. Onlara, eşler arasındaki sevginin, onların sevgisiyle ilgili olmadığı, ayrılmalarının anne ve baba olarak sorumluluk ve sevgilerinin yok olması anlamına gelmediği anlatılmalıdır. Onların, ebeveynlerinin kendisine duyduğu sevginin sonsuza kadar süreceğini bilmeye ihtiyaçları vardır.
  • Eğer mümkünse boşanma öncesi süreçte, uyumsuzluklar başladığında uygun dille çocuklar bundan haberdar edilmeli ve boşanma konusu haber verilmelidir. Bu konuşma imkânlar dâhilinde anne-baba birlikte yapılmalıdır. Anne ve babalar ayrılmanın sorumluluğunu birlikte üstlenirlerse, uzun vadede çocukların yeni durumu kabullenmeleri daha kolay olmaktadır.
  • Boşanmanın, onların hatalarından kaynaklanmadığı, tamamen anne ile babanın beraberliklerini başarılı bir şekilde sürdüremeyişlerinden kaynaklandığı anlatılmalı ve anlamaları sağlanmalıdır. Ayrıca çocuklara, ayrılığı değiştirecek veya ailedeki problemleri çözüme kavuşturma yolunda yapabilecekleri hiçbir şey olmadığı da söylenmelidir.
  • Çocukların diğer ebeveynle ilişkisi desteklenmelidir. Çocukların her iki ebeveynle de ilişkiye ihtiyaçları vardır. Unutmamak gerekir ki bir kişi çok iyi bir evlilik partneri olmayabilirken mükemmel bir ebeveyn olabilir. Onlara, hem annelerini hem de babalarını sevmelerinin doğru olduğu söylenmelidir. Çocuklar taraf tutmak zorunda olmadıklarını veya anne-babadan birini seçmek diğerini kaybetmek zorunda olmadıklarını bilmelidirler.
  • Ailenin hayatında neler değişeceği konusunda detaylar anlatılmalıdır. Nerede ve kiminle yaşayacağı, diğer ebeveyni ne zaman ve hangi aralıklarla göreceği, okul ayarlamaları gibi konularda soracağı sorulara cevap verilmelidir.
  • Çocuklar anne-baba programlamasını ve her birine nasıl ulaşacaklarını bilmelidirler. Çocuklara, her bir ebeveynle konuşmaya ihtiyaç duydukları zamanlarda, ebeveynlerinin de uygun oldukları takdirde her zaman temas kurabilecekleri konusunda güvence verilmelidir.
  • Boşanma sonrasında çocukların yaşayacakları değişikler en asgaride tutulmalıdır. Boşanma sürecinde şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini ertelemek gerekmektedir. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edilmelidir; çünkü her değişim olumlu da olsa daha fazla çaba gerektirir ve çocuklar için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası, çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekânda yaşamaya devam etmelidir. Çocukların devam ettikleri okul, okuldaki arkadaş çevreleri, anne-babaları dışındaki diğer aile üyeleri, mahalle arkadaşları çocuklar için çok önemlidirler.
  • Ailede yaşanan boşanma süreciyle ilgili meydana gelecek değişimler konusunda çocukların okulu ve öğretmenleri bilgilendirmeli, okulla temas kuracak sorumlu kişi, acil durumlarda kimlerin aranacağı, çocuğu okuldan kimin ve ne zaman alacağı konusu aktarılmalıdır.
  • Çocukların ne söyledikleri dinlenmeli ve hayatlarında boşanmayla ilgili konularda yaşadıkları duyguların güvenle sağlıklı bir ortamda dile getirmeleri için yüreklendirilmelidir. Çocukların duygularını ifade edebilmek için uygun biçimlerde model olunmalıdır.
  • Eşler kendi ailelerini de bir araya getirerek (babaanne, hala, dayı vb.) birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan diğer aile üyelerinin de bilgi sahibi kılınması sağlanmalıdır. Böylece, herkese çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğu hatırlatılmış olur.
  • Boşanan eşler çocuklarına gelecekle ilgili tutarlı bir yapı sunmalıdırlar. Tutarlı söz ve davranışlar ve sevgi vererek onların yeniden güven duygusu oluşturmalarına imkân verilmelidir. Çünkü boşanma sırasında çocuklarda ilk etkilenen güven duygusudur. Çocuklar ebeveynlerinin boşanmasıyla kimsesiz kalacaklarından korkarlar. “Birbirlerini terk ettikleri gibi beni de mi terk edecekler” acaba diye düşünürler. Bu nedenle evden ayrılan ebeveyn, çocuklarla görüşmek için belirlediği gün ve saatlere özen göstermeli, randevulara sadık kalmalı ve yapılan planlara uymalıdır.
  • Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.
Boşanmayı çocuk açısından problem haline getirmemek için asla yapılmaması gerekenler:
  • Eşler, çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır. Çocuk hiçbir şekilde taraf tutmak ve yargıda bulunmak için kullanılmamalıdır.
  • Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz.
  • Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.
  • Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Boşanma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.
  • Diğer ebeveyn çocukların önünde hiçbir zaman eleştirilmemelidir.
  • Çocuklar asla haber getirip götüren kişi olarak kullanılmamalıdır.
  • Çocuk boşanmanın detayları hakkında bilgi bombardımanına tutulmamalıdır. Mahkeme kararları, velayet, nafaka, mali konular, ebeveynler arasındaki özel konular hakkındaki bilgi ile aklı karıştırılmamalıdır. Bu onun için gereksiz bir yüktür.
  • Eski eşin çocuğa karşı yanlış davranışlarından yararlanmaya kalkarak, ilişkilerini olumsuzlaşmamalıdır. Bunun yerine durum çocuk açısından düzeltilmeye çalışılmalıdır.
  • Çocuğa maddi destek verilemiyorsa da ziyaretler kesilmemelidir.
Boşanma Sonrasında Çocuklarda Görülen Ortak Tepkiler:

Suçluluk: Anne-babası boşanan çocuklarda ortaya çıkan ilk duygu suçluluktur. “Ben olmasam annem babam boşanmazdı, benim yüzümden ayrıldılar” gibi kendini suçlayıcı duygular içine giren çocuklar, eğer bunun aksine ikna edilmezlerse büyüyünce de çok büyük duygusal sorunlar yaşayabilirler. Ailelerin, bunu engellemek için, ‘aldıkları kararın çocuklarından kaynaklanmadığını, kendi aralarında çözümleyemeyecek bir sorunları olduğunu ve bir arada yaşayamayacaklarını anladıkları için ayrı yaşamalarının daha uygun olacağına karar verdiklerini’ açıklamaları gereklidir.

Korku: Çocukların tümü, anne-babalarının ayrılmasından sonra korkuya kapılırlar. Okul öncesi yaştaki çocukların korkusu, birlikte yaşadıkları ebeveynin de onları da bir gün terk edebileceği ve yatacak-yiyecek yer bulamamaktan ve giden ebeveynin onları sevmeyeceğinden korkarlar. Daha büyük yaştaki çocuklar da terkedilme korkusu yaşarlar ancak onlarınki daha çok boşanmanın hayatlarını nasıl etkileyeceği ile ilgilidir.

Öfke: Çocuklar, ebeveynlerinin boşanmasına tepkiyi, yaşlarına cinsiyetlerine, karakterlerine göre değişik şekillerde gösterirler. Özellikle erkek çocuklar öfkelerini, sık sık kavga ederek okulda öğretmenlerine karşı gelerek, anne- babalarına bağırarak, kırıp dökerek ortaya koyarlar. Diğer taraftan öfke, onların boşanma olayını kabul etmeye başladıklarının bir belirtisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Öfkeyi görmezden gelmeyip, kabul edilebilir düzeyde, açığa vurmalarına izin vermek gereklidir. Bu, onların ebeveynleri tarafından dinlenilmesine hazır olunduğu mesajını verecektir. Öfkelerini içine kapanarak gösteren çocuklara ise konuşmaları, içini dökmeleri için cesaretlendirilmelidirler.

Üzüntü: Ailenin dağılmasına çocukların en fazla gösterdikleri tepki, üzüntüdür. Ağlamak ve üzgün durmak, onların bu duygularının bir belirtisidir. Yalnız kalmayı istemek, az konuşmak veya düşmanca davranmak, bu duygusunu yansıtan resimler çizmek (ağlayan yüzler, kırık kalp resimleri), sürekli hayal âleminde yaşamak, eski alışkanlıklarını terk etmek gibi davranışlar da bu üzüntünün bir yansımasıdır.

Barışma Arzusu: Ailesi boşanmış çocukların ortak yanlarından biri de, bir gün gelip anne-babalarının tekrar bir araya gelecekleri ümididir. Boşanma olayının üzerinden yıllar geçse, hatta ebeveynlerin her ikisi de evlense çocukların (hangi yaşta olurlarsa olsunlar) anne-babalarını bir arada görme, yeniden evlenmelerini arzu etme durumları hemen hemen değişmeden devam etmektedir.

Yemek Yeme İle İlgili Sorunlar: Daha çok kız çocuklarında rastlanılan bir sorundur. Son zamanlarda çok fazla yemek yiyip bunları geri çıkarmak ya da çok az yemek yiyerek ince kalmaya çalışmak (0 beden) davranışlarına özellikle genç kızlar arasında çok sık rastlanmaktadır. Bunun yanında çocuklar yeme ile ilgili çok fazla sorunlar da geliştirebilmektedir: Çok fazla yemek, odalarında yemek biriktirmek, sadece bir iki çeşit yemek yeme gibi. Bu durumlarda aileler mutlaka çocukla ilgilenmeli ve nedenlerini araştırmalıdır.

Uyku Sorunları: Korku ve üzüntülerine bağlı olarak uyku problemleri yaşayabilirler. Kendi yataklarında yatmama, uyumak istememe, kâbus görerek uyanma gibi birtakım problemler yaşarlar. Uyku bilinmeyen bir karanlığa dalmaktır ve çocuklar bunu terk edilme ve kaybetmek duygularıyla özdeşleştirirler. Bir gün uyandıklarında anne ya da babasından birinin bir daha dönmemek üzere evden ayrıldığı gerçeği ile karşı karşıya kalan bir çocuk doğal olarak böyle bir problem yaşayabilir.

Yalnızlık: Çocuklar, evden ayrılan ebeveynle araları iyi olmasa bile onun yokluğunu hissederler. Aile tüm bireyleriyle bir bütündür ve çocuklar da bunun böylece sürüp gideceğini düşünürler. Aileden birinin sürekli olarak ayrılıp gitmesi onlarda müthiş bir boşluk hissi uyandırır.

Reddetme: Ailelerinin ayrılma istekleri onlara çok ters gelir ve anlamaları imkânsız bir durumdur. Daha erken yaşlardaki çocuklar anne-babalarının birbirini istememeleri durumunu kendisinin de istenmediği şeklinde yorumlayabilmektedir. Dolayısıyla kendini değersiz, istenmeyen kişi olarak algılayabilmektedir.

Gerileme: Birçok çocuk anne babasının boşanmasına, gelişimlerini tamamladıkları bir aşamaya geri dönerek tepki göstermektedir. Gösterilen tipik gerileme davranışları, parmak emme, yatağa işeme, anne-babaya vurma, onlara tutku ile bağlanma, değişik konularda tutturmalar, eskiden sevilen bir oyuncağa yeniden dönme ve bağlanmadır. Bu davranışlar kısa vadede normal sayılabilir, ancak devam etmesi durumunda üzerinde durulması gerekli problemlerdir.

Okul Sorunları: Ailesinde ayrılık yaşayan çocukların okulda başarısızlık yaşamaları ve saldırgan davranışlar sergilemeleri çok rastlanılan doğal tepkilerdir. Böyle bir dönemde, yapılması gereken davranışlar konusunda da ele alındığı gibi, ailelerin okul ve öğretmenlerle sıkı ilişki içerisinde olması ve düzenli olarak çocuğun durumunu takip etmesi problemlerin en az yaşanmasına ve çözümüne yardımcı olacaktır.

Fiziksel Sorunlar: Ailede yaşanan sıkıntılara bağlı olarak çocukların fiziki birtakım problemler yaşamasına sık rastlanmaktadır. Yaşadıkları strese bağlı olarak mide, baş göğüs ağrıları ve kramplar gibi fiziksel sorunlar yaşayarak tepkilerini ortaya koyabilirler. Bu ağrılar psikolojik temelli olabilir. Bu dönemlerde sık hastalanmalarının sebepleri arasında aşırı üzüntü ile bağışıklık sistemlerinin zayıflaması da yer almaktadır.

Kaynakça; Türkarslan, N. (2007). Boşanmanın Çocuklar Üzerine Olumsuz Etkileri ve Bunlarla Başetme Yolları. Aile ve Toplum Eğitim-Kültür ve Araştırma Dergisi, 11 (3) , 99-108.

FACEBOOK

GOOGLE+