Makaleler

Çocuklarda Öfke Nöbetleri ve Baş Etme Yolları

Çocuklarda Öfke Nöbetleri ve Baş Etme Yolları

Pek çok ebeveyn çocuğunun parkta ya da markette, bağıra çağıra ve etraftaki diğer yetişkinlerin bakışları altında yerlerde yuvarlanmasından muzdariptir.

Oysa öfke doğal bir tepkidir ve tatmin olmadığımızda bu tepkiyi göstermemiz sağlıklı bir şeydir.

“Lütfen anne, dondurmamı bitirdim ve bir tane daha istiyorum.”

“Hayır, bir dondurma yeterli.”

3 yaşında bir çocuğun şöyle dediğini hayal edin:

“Tamam anne, bir dondurmanın benim için yeterli olduğunu anlıyorum.”

Ne hissederdiniz?

Rahatsız olurdunuz değil mi? Çocuk “tamam anne” demekle sadece isteğini ifade etmemekle kalmıyor onu tamamen iptal ediyor. Böyle bir çocuk ileride ne istediğine karar vermekte güçlük yaşar. Kendi kendine sürekli ne yapmak gerektiğini, bir şeyin iyi mi kötü mü olduğunu sorar ama gerçekten ne istediğine dair en ufak fikri yoktur. Çoğunlukla hayatının başkalarının idare etmesine izin verir. Kararlarını alırken hep etraftakilerin fikirlerine ihtiyaç duyar.

Çocuk dondurmasını almak için ısrar ettiğinde, bağırdığında ve ısrar ettiğinde isteğini ifade eder ve bu onun için çok önemlidir.

Elbette bu durum gün yorulmuş olan anne baba için gürültülü ve dayanması zor bir şeydir. Çocuğun bu sıkıntısına öfkeyle cevap verme olasılığı vardır ve bu da çocuğa öfkesini ifade etmesinin tehlikeli bir şey olduğu fikrini yerleştirir.

“İstiyorum!” demek, ben buradayım ve benim haklarım var demektir. Diğeri kabul etmez ise bu onun sorunudur ama ben istemeye hakkım olduğunu bilirim. Çocuğun ihtiyacı olan her zaman her isteğinin karşılanması değildir, sadece kabul edildiğini ve duygularına önem verildiğini bilmek ister.

Çoğunlukla öfke biriyle araya mesafe koymak olarak yorumlanır. Şiddette durum böyledir ama öfkede tam tersidir. Öfke bir ihtiyaç ifadesidir ve yeniden dengesini kurabilmek için başkasından bir şey talep etmektir.

Bir çocuk istediğini alamadığında öfkelenir. Öfkesi ona kendisini yeniden yapılandırma ve hissettiği bu tatminsizliği kabul etme imkânı verir. Bazen ebeveynler çocuklarına isteği o şeyi almalarının imkânsız olduğunu uygun bir şekilde açıkladıktan sonra çocuğun öfkesinin devam ettiğini görürler. Oysa bu doğal, normal ve gerekli bir aşamadır. Çocuğun kabul etmek için bu aşamadan geçmesi gerekir.

Kabule giden yol öfkeden geçer!

Daha istek oluşmadan çocuğu tatmin etmek, bir yandan çocuğun ihtiyaçlarını hissetmesini, diğer yandan tatmin olmama, mahrum kalma hissinin sağlıklı bir şekilde öğrenilmesini engeller. Çocuğunun en küçük isteklerine dahi aşırı dikkat eden bir anne, çocuğun kimlik hissinin gelişimini zorlaştırır. Bir çocuğu tatmin etmek her zaman mümkün değildir. Ölçülü ve belli bir dozdaki mahrumiyet kaçınılmazdır. Çocuğun duygularına ve kızgınlığına kulak verilmesi şartıyla faydalıdır. Çocuğun duygularını yapılandırmasına yardımcı olur.

Keyfi ve haksız mahrum bırakma ise yıkıcı bir etkiye sahip olabilir.

Çocuğun sizin onu sevdiğinizi, sizin için önemli olduğunu isteklerine önem verdiğinizi, iyi biri ve güvende olduğunu hissetmesi için ihtiyaç/talep/tatmin sıralamasının gerçeklemesi gerekmektedir.

Çocuğun istekleri her zaman gerçekleşmese de öfkesine her zaman önem verilmelidir.

Öfke aynı zamanda haksızlıkla yüzleşmeye de yarar. Bir hak ihlaline karşı verilen bir tepkidir. Öfke kişinin, alanını, bedenini, fikirlerini, değerlerini, bütünlüğünü korumaya yarar. Kendini ifade etme, HAYIR deme, kendini kendin gibi hissetme gücü verir.

En büyük karmaşa öfke ve şiddetin birbiri ile karıştırılmasıdır. Şiddet yıkıcıdır, öfke ise yapıcıdır. Eğer öfkeyi kontrol etmeyi bilmezsek şiddetin alanına girmiş oluruz. Şiddet öfkeden farklıdır, hatta tersidir. Öfke benden ve benim ihtiyaçlarımdan bahseder. Şiddet ise karşımdakinden bahseder, suçlar, yıkmaya çalışır. Bir ihtiyaç hissederim, onu ifade ederim ama karşılığında tatmin olamam. O zaman bir eksiklik, bir boşluk oluşur. Kendimi kötü hissederim. Şiddet hissettiğim bu duyguları başkasının üstüne atma çabasının sonucunda ortaya çıkar.

Şiddet aslında öfkenin bastırılmasının, güçlü bir duygusal yükle başa çıkmada yetersiz kalmanın, güçsüzlük hissinin ve korkunun birikmesinin sonucudur. Bir ihtiyacı ifade eder gibi görünse de onu açığa çıkarmaktan ziyade gizler.

Şiddete çoğunlukla bir mesaj iletmek için başvurulur ama mesaj o kadar değişmiştir ki anlaşılması neredeyse imkansızdır. Bu yolla sadece yaşadıklarına dikkat çekmek istiyordur.

Yansıtma tepkisi en ilkel savunma mekanizmasıdır. “Sen kötüsün!” sözcüğü çocuğun mahrum bırakılma sonucu ortaya çıkan o kötü hisle başa çıkmakta zorluk çektiğinin göstergesidir.

Yavaş yavaş gerekli ilgiyi, ihtiyaçlarına ve isteklerine saygı duyulduğunu gören çocuk artık bu hissi başkasının üstüne atma ihtiyacı duymaz. Çocuk artık öfkesinin onu mahvetmediğini, ifade ettiğinde içinden çıktığını ve bunun anne babasıyla olan ilişkisini bozmadığını tecrübe etmiştir.

Eğer anne baba sürekli çocuğun öfkesini görmezden gelirse kendilerini bir güç mücadelesinin içinde bulabilirler ve çocuklarıyla rekabet etmeye başlarlar.

Öfke, mahrumiyet hissini silmeye değil, onu idare etmeye yarar. Öfkeyi yaşamak, içinde hissetmek ve aşmak gerekir.

Bir tarafta sağlıklı, şiddet içermeyen yapıcı öfkeler, diğer tarafta hedefinden sapmış, şiddet içeren, yıkıcı öfkeler vardır. İlkini dinlemek, ikincisinin ise şifresini çözmek gerekir.

Ama en önemlisi hepsine saygı gösterilmelidir çünkü hepsi bir ihtiyacı ifade eder.

Öfke çoğunlukla çocuk yorgun olduğunda ortaya çıkar. O anlarda en ufak bir tatminsizliği bile idare edecek gücü yoktur, bunun nedenlerini arar ve önüne ilk geleni seçer. Çorbanın tadı kötüdür, yeşil arabasını istiyordur gibi. Enerjisini yönelteceği ve o kanalla boşaltacağı bir sebebe ihtiyacı vardır.

Bu durumda yapılması gereken sadece ihtiyacını çözmek ve onu karşılamaktır.

Öfke aynı zamanda vücudun fiziksel bir tepkisidir. Adrenalin seviyesi yükselir, damarlar genişler, uzuvlara şeker akışı olur. Sinirlenen küçük çocuklar inanılmaz bir enerjiye sahiptir. Kolları ve bacaklarıyla sağa sola vurur, yerde yuvarlanır. Bir kere düzeni bozulmuştur ve kendini kaybetmemek için sahip çıkılmaya ihtiyacı vardır. Kendi çığlıklarından, acısından korkmamak için o sırada yanında olan, onun öfkesini kabul edip şefkatle karşılık veren ve ona, “öfken tehlikeli değil, bana zarar vermiyor, yanında olmaya ve seni sevmeye devam ediyorum, hala benim küçük çocuğumsun,” mesajını ileten anne ya da babasının sevgisine ihtiyacı vardır.

Küçük bir çocuğun duygularını düzene koyma imkanı yoktur. Bu kapasite yavaş yavaş oluşur. Yaş ilerledikçe ve olgunlaştıkça öfke yine kasları ele geçirse de çocuk gerçek nedenleri göstermeye ve bunları kelimelerle ifade edebilmeye başlar.

Sonuç olarak;
  • Çocuğun duygusunu kabul edin. ( Karşılama, yanına alma anlamımda) Bu bazen zordur, fakat dinlenen bir öfke en fazla birkaç dakika sürer.
  • Duygusunu anladığınızı belli edin ve bunu kelimelere dökün. “ gerçekten de bu haksızlık!”, “bunu kabul etmek zor”, “kendini sinirli hissetmeni anlıyorum” gibi.
  • Küçük bir çocuksa sarılın ve temasınızı kesmeyin.

Küçük çocukların öfkesi güçlü ve gürültülüdür. Ona dokunmak istediğinizde sizi iter, uzaklaşmaya kalkarsanız daha çok bağırır. Arkanızdan koşar, vurmaya, ısırmaya çalışır. Aslında amacı teması devam ettirmektir. Sizi acıtmaya çalışmasına dayanın ve dikkatli bir şekilde yanında kalın. Krizin geçmekte olduğunu hissettiğinizde kollarınızı uzatın, o da kendi kollarını uzatacaktır. Eğer bu şekilde öfkesini sonlandırmaya alışkın değilse itmesine vurmasına bakmadan onu şefkatle kollarınıza alın. Yavaş yavaş kendisini bu kocaman kucaklamaya bırakacaktır. Hissedeceği güven sayesinde öfkesinin yoğunluğu azalacaktır.

  • Eğer daha büyük bir çocuk ise, öfkeye kapıldığında onu başka bir odaya yönlendirerek bağırıp çağırmasını önerebilirsiniz. Aile üyelerinin olmadığı bir yerde öfkesini dinler, öfkesini içinde hisseder, bağırarak hatta yastıklara vurarak sakinleşene kadar öfkesini ifade eder.

Bu davranışın otoriter bir “git odana sakinleş” ile hiç ilgisi yoktur. Mesafe koymakta söz konusu değildir. Hissettiği duyguya ve onu ifade etmek için bir mekâna ihtiyaç duyuyor olmasına saygı duymaktır. Bu bir ceza da değildir.

Ayrıca öfke anlarında çocuğun öfkesini aktarabileceği bir öfke minderi kullanabilirsiniz. Bu özellikle öfkeye ayrılmış bir minder olmalıdır. Ne üstüne oturulmalı, ne de yaslanmak için kullanılmadır. Bu yastık sadece vurmak içindir ve çocuk bunu bilir.

Bazı çocuklar üç yaşından itibaren bu tekniği kullanmaya hazır olurlar. Akıcı bir şekilde konuşuyor, düşüncelerini organize ediyor olmalıdır. Ayrıca buna önceden hazırlanmadıysa yani kendisin idare edebilmesini sağlayacak onu kabul eden kucaklaşmaları yaşamadıysa hazır olmasını beklemek zordur.

Gülşen Yıldırım
Uzm. Pedagog

Kaynak: İsabelle Filliozat &co

FACEBOOK

GOOGLE+